CAFANA-SÖZLÜK :
AFARA: Harman yerinde kalan artıklar.
AĞIZ: İnek ve Koyun gibi hayvanların doğum sonrası, üç gün süreyle verdiği sütten yapılır.
AHITMA: Köftelik bulgur ve un karışımı, sacda yapılan bir tür ekmek.
ALAYÇIK: Yeşil yapraklı, ağaç dallarından yapılan bir oda şeklinde gölgelik.
APLAK: Beyaz, ak.
ARICAK: Duru, temiz.
AYAHCAH: Merdiven
BAĞBELLEMEK: Üzüm bağlarının toprağının bel denile bir araçla yenileme işlemi.
BAĞBOZUMU: Üzüm bağlarının, hasat sonunu belirlemek anlamında kullanılır.
BAŞBULGUR: İri boy bulgur.
BAYIR : Ekilip biçilmeye müsait olmayan verinsiz alan.
BINGILDAK: Yeni doğan çocukların kafasındaki, henüz sertleşmemiş kısma denir.
BOCU: Küçük köpek.
BOUNDURUK: Çift sürmede öküzlerin boynuna takılan bir araç.
BÖRK: Bayanların, başına giydikleri bir tür başlık.
BÖYREK: Böbrek.
BUĞDAY HELLESİ: Bulgurdan yapılan bir yemek türü.
BULGUR HELLESİ: Bulgurdan yapılan bir yemek türü.
BURMA: Bahar aylarında köylülerin topladıkları otları birbirine sardırılmak suretiyle kurutarak saklanan, kışlık hayvan yemi.
BURMAMEELİ: Burma zamanı.
CECİM: Koyunyününden dokunmuş, yaylaya göç ederken hayvan yüklerinin üzerine atılan bir kilim türü.
CILGIT: Keçi yolu.
CÜNÜT: Suyun çıktığı mahal. Köyümüzde, bir mahal adı.
ÇAĞIL: Tarladaki taşların ayıklanması amacıyla toplanarak öbek halinde yığılması.
ÇALI-ÇIRPI: Bitkilerin küçük ve ince dal parçaları.
ÇALIGÜLÜ: Kuşburnu.
ÇAPUT: İşe yaramaz bez parçası.
ÇAŞIR: Dağda yetişen, Büyük baş hayvanların kışlık yemi olarak kullanılan bitki.
ÇATALKAPI: Evlerde ana giriş kapısıdır.
ÇİMMEK: Banyo yapmak.
ÇİRİŞ: Kar kalkınca hemen arkasından çıkan bir bitki.
ÇONTUR: Toprak damlarda biriken suları tahliye eden oluk.
ÇUL: Keçi kılından dokunmuş bir tür kilim.
CUMALIK: Perşembeyi cumaya sağlayan akşam, genellikle ihtiyaç sahibi olanlara verilen yiyecek yardımı.
DEĞNEK: Ahşap sopa.
DELEME: Çoban katığıdır. Koyun sütünün, bitki özü/incirden çıkan beya sıvı ile yapılır.
DERHE: Ağaçları budamada kullanılan metal kesici bir alet.
DİRGEN: Buğday ve Arpa saplarını toplamaya yarayan bir tür araç.
DRABZAN: Balkon korkuluğu.
DÜVEN: Harman saplarını ufalamaya yarayan bir alet.
ELLEĞEN: Abdest almak ve el yüz yıkamada kullanılan bir araç.
ELLİK: Parmak uçlarına takılır, buğday biçmede kullanılır.
ELLİKTEN DÜŞMEK: Korkmak suretiyle, üreme imkânını yitirmek.
EVLEK: Tarla sürülürken ve ekilirken bölümlere ayrılır her bir bölüme evlek denir.
EYVAN: Balkon.
FETİL EKMEK: Mayalanmadan yapılan yufka ekmek.
FEYLEN: Tarlanın sürülmüş ve henüz ekilmemiş durumuna denir.
GALIÇ: Orak.
GENDİME: Çorbalık, dövmelik.
GIŞ GIRMIZISI: İrice bir tür üzüm.
GİLİK: Koyun-Keçi dışkısı
GÖV: Yeşil renk.
GUBAR: Harman tozu.
GUŞGANA: Süt sağmada kullanılan bir araç.
GUTMUZIBIN: Bayan kıyafeti, bir tür üç etek.
HARIK: Suyolu.
HASA: Saman taşımada kullanılan keçi kıldan yapılmış irice çuval.
HATUNPARMAĞI: İrice, bir üzüm çeşidi.
HELLE GİTSİN: At gitsin.
HEZEN: Damların üzerin yatırılan uzunca ve kalınca ağaç.
HIZNA: Yiyecek saklanan oda.
HOCAMIZ ARMIDI: Bir armut.
HON: Buğday biçmeye başlarken ara verinceye kadar, önceden belirlenen bitirilmesi gereken alana denir.
HONADURMAK: Buğday biçmede ve bağ bacak işi icra etmeye başlamak.
HORATA ETMEK: Sohbet etmek.
HORTÜK: Asma ağacının, budanmış dalları.
IRBIK: İbrik.
İBİCEK ATMA: Kura çekmek.
KAKANÇ: Hakaret.
KAŞ: Ocaklarda sacın oturduğu yüksek kısım.
KAPUT: Kalın kumaştan yapılmış palto. KARA ÇORBA:Gendime,fasülye,nohut katılarak yapılan çorba çeşidi.
KEFİYE: Bayanların kışın kullandıkları kalın kumaştan yapılmış bir tür başörtü.
KERME: Koyun-Keçi damının zemininde biriken ve zamanla kuruyarak kalınlaşan hayvan dışkılarından oluşan tabakaya denir.
KES: Samanın irisine derler.
KEŞLİ ÇORBA:Çökelekten yapılan bir tür çorba.
KEZEK: Hayvan dışkılarından yapılan ve yakıt.
KÖRMEK: Sarımsak köküne benzer bir tür bitki.
KÖSTEK: Kilit.
KURTKULAĞI: Büyükbaş hayvanların sevdiği bir tür ot.
KUZUKULAĞI: Ekşimsi bir tadı olan, yenebilen bir bitki.
LABIT: Çift sürmede kullanılır, ucu demirden sopaya takılmış karasabanın ucunda biriken çamurların tahliye edilmesinde kullanılır.
LOĞ: Toprak damların zeminlerini sıkıştırmaya yarayan bir araç.
LOĞDUR: Loğun iki başındaki oyuklara geçirilerek, yuvarlanmasını ağlar.
MABEYN: Evlerde hol, ara mahallere denir.
MADIRAP: Dağın eteğine yapılan evlerin arka kısmı su almaması için yamaç ile birleştirilen alana denir.
MAHLUTA: Nohuttan yaılan çorba çeşidi.
|
MASDA: Çift sürerken Öküzleri kumanda etmede kullanılan, uzunca ucu çivili sopa
MERTEK: Damların üzerine yatırılan ağaçların arasının kapatılmasını sağlayan ağaç parçası.
METERİS: Keklik avlamak için küçük taşlardan yapılan yuvarlak bir metre boyunda sığınak. Köyümüzde, bir mahal adı.
MUCUR: Buğday ölçme aracı.
MUĞANNET: El kapısı.
NACAĞ: Küçük balta.
NARPUZ : Dere kenerında yetişe, naneye benzer bitki.
ORTA BULGUR: Orta boy taneli bulgur çeşidi
PALAK:Dağlarda yetişen, iri yapraklı bir bitki.
PAPARA: Kuru ekmekten yapılan bir tür yemek.
PATOZ: Buğday saplarını ufalayan bir tür makine.
PEZZİK: Taze, Nazik.
PIT-PIT: Küçük taneli bulgurdan yapılan bir tür yemek.
PİPİRİM/PİRPİRİM: Semizotu.
SAMI: Boyunduruğu, öküzlerin boynuna tutmaya yarayan bir aparat.
SARAT: İri delikli bir tür Buğday eleme aracı.
SIĞMA/YUVARLAKLI KÜFDE: Bulgurdan yapılan bir tür yemek.
SINDI: Makas.
SİMİT: Küçük taneli, bulgur çeşidi.
SİTİL: Bakır kova.
SÖKÜRDE: Hayvanları kumanda etmede kullanılan kısa boyda, ucu çivili sopa
SÜMSÜLÜK: Kırmızı küçük yemişleri olan bir ağaç türü.
SÜTLEĞENOTU: Köyümüzde yetişen yabani bit ot.
SÜÜK: Damların üst uç kenarına denir.
ŞAMÜZÜMÜ: Bir üzüm türü.
SELEK: Sırtta taşınan çalı çırpı.
TAHNEBİ: Köyümüze has bir üzüm türü.
TEŞT: Büyük leğen.
TETİK: Büyük kepçe.
TEVEK: Asma yaprağı.
TOYGA: Yarma ve Ayran kaynatılarak yapılan çorba .
TUMAN: Alt, iç çamaşır.
UN HELLESİ: Undan yapılan bir tür yemek, kuymak.
ÜZELLİK: Bu bitkinin tohumlarından süs yapılır, evlere asılır. Nazardan koruduğuna inanılır.
YABA: Harman savurmada kullanılan bir araç.
YAZI-YABAN: Köyün dışı, ıssız tarla, dağ alanları anlamında kullanılır.
YİV: Tarla ve bahçelerin diğer alanlardan sınırlara taş döşenmesi.
YUNNUK: Banyo yapılan yer.
ZOKU: Haşhaş, Mercimek vb. dövülen, içi oyularak yapılmış taştan yapı.
MAHAL ADLARI :
ACIGOZ
AĞIZPINARI
ALANTARLA
ALIÇLI
ALIKUYUSU
BELEN
BOZARMIT
BYÜKKOYAK
CAĞSIRTI
ÇADIRPEYİ
ÇOBANPINARI
DAĞINLI
DAVŞANTEPE
DAVŞANTEPE
DONUZTEPE
ELEMENDİK
GADININGALA
GANLIYURT
GARAÇAĞIL
GARAÇAĞIL
GARAGOZ
GARLITEPE
GAZIKLIPINAR
GEBEN
GIZILYAZI
GOZYATAĞI
GURŞUNLU
GUŞYOLU
GUYUCAK
GUYUGIRANI
GÜLDÜREK
HOYUK
KEKLİCEK
KEKLİKPINARI
KERMECİK
KÖMEĞARMAN
METES
MEYDAN
NERGİZLİDİRSEK
ÖREN
ÖRKENCEK
ÖRMECE
ÖTEGEÇE
PINARGÖZÜ
SARIGAYA
SIRPINCAK
SOĞUKPINAR
SULAK
ŞAIRBAN
TUTLUPINAR
ÜZÜMYURDU
YELLİCE
YILANLI
ZİYARETİNDERE
GALANINARDI
BEDDUALARI:
-Ağıyla kök ye.
-Alnının çatından vurulasıca.
-Ardı gelesice.
-Bir damda inliyen kırk damda sesin gele.
-Bitmeyesice.
-Boyu devrilesice.
-Boyu posu çürüyesice.
-Böyreğin bölüne, delik deşik ola.
-Cızzık gibi çatlayasın.
-Ciğeri bölük bölük bölünesice..
-Ciğeri delik deşik olasıca.
-Ciğeri G..tünden gelesice.
-Ciğerin bölük pörçük ola.
-Çatlayasıca, patlayasıca.
-Eti tahtaya dökülesice.
-G…tün dutula.
-Gidişin olada gelişin olmaya.
-Gudurasıca.
-Gözün patlamaya.
-Kafan kaşşıklık ola.
-Karakara yanasıca.
-Kırılasıcalar.
-Porsuyasıca.
-Porum porum porsuyasıca.
-Sesin karayerin altından gele.
-Sırtın karayere gele.
-Sidikliği dutulasıca.
-Sürüm sürüm sürünesice.
-Tatarğamı dutasıca.
-Yanın yere gele.
-Yüreğine yağlı kurşun işleye.
-Yüzüstü sürülesice.
-Zıkkımın kökünü ye. |