Çatıda Güneş Enerjisinden Elektrik Üretilebilecek: Çin'de yabancı teknoloji kullanılmadan üretilen ilk manyetik tren (maglev) başarıyla denendi. 18 metrik tonluk tren, önceki gün ülkenin güneybatısındaki Sichuan eyaletinin merkezi Çengdu'da yapılan denemede 425metrelik hattı başarıyla geçti. Uzunluğu 11.2, genişliği 2.6 ve yüksekliği 3.3 metre olan tren, 60 yolcu taşıyabiliyor ve saatte 160 kilometre hıza ulaşabiliyor.
Çatıda Güneş Enerjisinden Elektrik Üretilebilecek: Enerjide doğalgaza bağımlılıktan kurtulmayı hedefleyen hükümet, güneş, rüzgar, jeotermal gibi alternatif kaynaklara ağırlık vermeye başladı.Bu kapsamda bina çatıları güneş enerjisine uygun hale getirilecek. Böylece Avrupa ülkelerinin tamamında uygulanan sistem sayesinde herkes kendi elektriğini üretebilecek.konutlardan çok işyerlerince tercih edilen sistemi dünyanın 7. büyük çelik üreticisi Corus ile ortaklaşa yürüttüğü çalışmayla Türkiye’ye getirmeye hazırlanan Botek İnşaat’ın sahibi Babür ORHAN, “Güneş enerjisinden yararlanmanın önü açılıyor.” diyor. Güneşten elektrik üretecek sistem, başta Almanya olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde elektrik krizinin yaşandığı ve ‘kara dönem’ olarak adlandırılan 1970-1992 yılları arasında ortaya çıktı. Ağustos 2004’te Almanya tarafından onaylanıp yürürlüğe konan ‘Dönüştürülebilir Enerji Kaynakları Yasası’ ile önümüzdeki 20 yıl içinde dönüştürülebilir enerjilerle elektrik üretimine prim verilmesine karar verildi. Güneş enerjisinin geliştirilmesi ve kullanılmasını teşvik için ‘10.000 Güneş Enerjili Çatı Projesi’ uygulandı ve projeye ayrıcalıklı kredi sağlandı. Avrupa Birliği’ne giren tüm ülkelerin kabul edip uygulamaya geçtiği bina çatılarından enerji üretimi sayesinde Türkiye’nin ciddi oranda tasarruf edebileceği belirtiliyor. Frankfurt yakınlarındaki Koblent’te bulunan Corus tesislerine gerçekleştirilen basın gezisinde açıklamalar yapan Botek İnşaat’ın patronu ORHAN, “Elektrik faturasına ayda 100 YTL ödeyen bir işyeri söz konusu sistem ile 70 YTL’nin altına düşüyor. Geri kalan 30 YTL devlet tarafından kendisine ödeniyor. Herkes ürettiği enerjiyi devlete satabilecek.” diye konuşuyor. ORHAN, Türkiye’de yeni yapılan çatıların dönüşüme hazır olduğunu dile getiriyor. Fotovoltaj denilen bir malzeme ile boru ve kablonun kullanıldığı sistemin gölgede dahi güneşten aldığı enerjiyi elektriğe dönüştürdüğü bilgisini veren ORHAN, yapılan istatistik çalışmaları ve hesaplamaları sonucunda, binalardaki enerji tasarrufu potansiyelinin yüzde 50’den fazla olduğunu kaydediyor. Son yıllarda yeni bir tasarımla dış cephe kaplamada tercih edilen boyalı alüminyum rulolar binalara uzay merkezi görünümü kazandırıyor. Falzinc ve titansilver ürünleri ile yapılan kaplama, çinkonun hafifliği ve alüminyumun esnekliği ile birleşerek tüketicilerin beğenisine sunuluyor. Malzemelerin ömür boyu garantisi olduğunu dile getiren Babür ORHAN, dış ticaret şirketi GİSAD’ın İstanbul Yenibosna’daki yeni binasının bu malzemelerden yapıldığını söylüyor. Zaman Gazetesi

Yol arkadaşlığı ve ülküdaşlık üzerine :  Siyasi literatürümüze olmasa da ülkücü hareketin söylemine yeni bir kavram damgasını vurmaya başladı son aylarda. Bu kavram yol arkadaşlığı, bir tür yoldaşlık. Yol arkadaşlığı kavramı ile ülküdaşlık kavramları farklı kavramlar. Her ikisinin farklı hukuku var. Ülkücü Hareket'in mücadelesi içerisinden gelen, "adamın adamı" olmak yerine dâvâsının adamı olmayı tercih eden, "yol arkadaşlığı hukuku" yerine "ülküdaşlık hukuku"na bağlı olan samimi ülkücülerdir. Nedir bu yol arkadaşlığı hukuku? Yol arkadaşlığı, bir hedefe ulaşmak için bir araya gelen insanların bu hedefe ulaşmak için kendi aralarında akdettikleri maddî bir anlaşmadır. Yol arkadaşlığı hukuku maddî unsurlar ihtiva ettiği için herhangi bir kutsallık taşımaz. Yol arkadaşlığı kutsal bir dâvânın adı olamaz. Yol bittiğinde arkadaşlıkta hukukta biter. Kimse yol arkadaşlığı hukuku uğruna ölümü göze almaz. Halbuki bu hareketin mensupları kendilerini ülküdaşlık hukukuna bağlı görürler. Ülküdaşlık  hukuku kaynağını, "siper arkadaşlığı"ndan alır. Ülkücü Hareket kutsal dâvâsı için göğsünü siper etmiş, bu uğurda binlerce şehit vermiştir. İnsanların hayatta riyâ yapamayacakları tek şey, kendi canlarıdır. Ülkücüler bu samimiyet içerisinde şehitlik makamına gözlerini kırpmadan ulaşmışlardır. Yol arkadaşlığı hukuku ise kaynağını "mesai arkadaşlığı"ndan alır. Fikrî temelleri ise ilâhî değil dünyevîdir. Bu sebeple hiçbir kutsallık öğesi taşımaz. "Siper arkadaşlığında esas öndeki vurulan arkadaşının yerini kendisi de vurulacağını bile bile almak iken, yol arkadaşlığındaki esas, öndeki arkadaşının sırtına basarak yükselmektir." Marksizm materyalist bir felsefeye dayandığı için, Marksistler birbirlerini yol arkadaşlığının kısa ifadesi olan "yoldaş" kavramıyla tanımlamışlardır. Ülkücü Hareket ise kaynağını "Türklük gurur ve şuuru, İslâm ahlâk ve fazileti"nden, felsefesini Türk Tarihinin "Nizâm-ı Âlem" ülküsünden alır. Bu noktada Ülkücü Hareketin mensupları tercihini yapmak zorundadırlar; temelini Marksist bir felsefeden alan "yol arkadaşlığı = yoldaşlık" hukukunu mu tercih edecekler, yoksa temelini kendi kutsal mücadelelerinden alan "ülküdaşlık" hukukunu mu benimseyeceklerdir? MHP teşkilatları hızlı bir şekilde "yol arkadaşlığı=yoldaşlık" hukukunu benimseyenler tarafından işgâl edilmeye çalışılmaktadır. Kutsal Ülkücü Hareket'in gözü pek, ülkücüleri bu işgâle dur demek zorundadırlar. Aksi takdirde "ülküdaşlık" yakın bir gelecekte nostaljik bir kavram haline gelecektir. Milliyetçi Hareket Partisi, Türk Milliyetçilerinin ortak malıdır ve bütün ülkücülerin ortak mülkiyeti altında kalmaya devam etmelidir. Her ülkücü bir ülküdaşının tasfiyesine karşı elinden gelen her türlü demokratik mücadeleyi yapmalıdır. Ülkücüler bu mücadelenin içerisine girmedikleri takdirde, yakın bir gelecekte MHP teşkilatlarında görevli ülküdaşlarını mumla arar hale geleceklerdir. Kendini ülkücü olarak tanımlayan herkes "ülküdaşlık hukuku" ile "yol arkadaşlığı = yoldaşlık" hukuku arasındaki farkları derinlemesine düşünüp, kararını ve mücadelesini ona göre vermelidir. Zira bu kararının sonucu kendi sıfatını belirleyecektir. Kendi iradesi ile "yol arkadaşı" mı yoksa "ülküdaş" mı olacağını kendisi seçecektir. Biz, "yol arkadaşlığı" sıfatının samimi bir ülkücüye ağır geleceğini, tercihini temelini kutsal mücadelesinden alan "ülküdaşlık" sıfatını tercih edeceğinden eminiz. O halde bütün Ülkücülere sesleniyorum. Gün yılgınlık günü değildir, hepiniz ayağa kalkıp, ülkücü sıfatınızı korumak zorundasınız. Bunlara karşı hep bir ağızdan bağıracağınız tek bir slogan olmalıdır:"YOL ARKADAŞI DEĞİL ÜLKÜDAŞ!"          Ümit ÖZDAĞ

<<Geri İleri >>